Hipostatik Birlik

Azize Katerina Manastırı'ndaki bilinen en eski Pantokrator İsa ikonası. İki taraftaki farklı yüz ifadesi, İsa'nın hem tanrısal hem insani ikili doğasını vurgular.[1][2]
Yüzün iki tarafının ayna yansımasıyla tamamlanmış halleri

Hipostatik birlik, ana akım Kristoloji'de İsa'nın bir hipostazdaki (ya da bireysel varoluştaki) insanlığını ve tanrısallığını betimlemek için kullanılan bir teknik terimdir.[3]

Hipostatik birliğin en temel açıklaması, İsa'nın hem Tanrı hem de insan olmasıdır, bu birlik onun tanrısallığı, aynı zamanda insanlığıdır. 

Athanasyus’un iman bildirgesinde yazdığı gibi:[4]

“Mesih, Baba’nın hipoztazından tüm zamanlardan önce çıkmıştır; insan olarak ise zamanın içinde annenin hipostazından doğmuştur. Mesih mükemmel Tanrı ve aklı ve bedeni olan mükemmel insandır. Tanrısallığında Baba ile eşittir, insanlığında ise onun astıdır. Hem Tanrı hem de insan olmasına rağmen, iki değil tek bir Mesihtir. Bu birliği tanrısallığının beden almasından ötürü değil, insanlığının Tanrı Halini almasındandır. Birliği, doğalarının karışmasından gelmez çünkü tek bir hipostazdır.”

431'deki Birinci Efes Konsili bu doktrini kabul etti ve önemini tasdik etti. İsa'nın tanrılığı ve insanlığı logosdaki hipostaza ve doğaya göre bir olmuştur.

Hipostatik Birliğin Lütfu[değiştir | kaynağı değiştir]

Hristiyanlık için hipostatik birlik ya da Enkarne gizemi, en büyük gizemdir ve Tanrı’nın insanlara lütfunun en büyüklerindendir.

Augustinus için hipostatik birlik tamamen lütuf ile ilgilidir ve Mesih’in enkarne oluşu Tanrı tarafından insanlara verilen saf bir hediyedir.

12. yy Hristiyan teologları hipostatik birliğini “birliğin lütfu” olarak adlandırmaya başlamışlardır. Tanrı ve insan arasındaki birlik, Mesih’in Tanrı lütfuyla yaptığı işlerin eseridir. 13. yy’da ise birliğin lütfu Kutsal Ruh’un işlerini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır.[5]

Kierkegaard'ın "Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe"sinde, İsa'nın ikili doğası paradoks, hatta en büyük paradoks olarak incelenmiştir. Çünkü kusursuz biçimde iyi, mükemmel bilgili, son derece güçlü bir varlık olarak anlaşıldığı haliyle Tanrı, tamamen gerçek bir insan olmuştur. Hristiyan anlayışa göre günahkar, iyilik, bilgi ve anlayış bakımından sınırlı bir varlık haline gelmiştir. Bu paradoks Kierkegaard'a göre sadece kişinin akıl ve kavrayışından inanca doğru bir sıçrama yapmasıyla aşılabilirdi. Sonuç olarak hipostatik birlik paradoksu, Tanrı'ya daimi bir inanç için hayati öneme sahiptir.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ God's human face: the Christ-icon by Christoph Schoenborn 1994 0-89870-514-2 page 154
  2. ^ Sinai and the Monastery of St. Catherine by John Galey 1986 977-424-118-5 page 92
  3. ^ Lewis Sperry Chafer 20 Ekim 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Systematic Theology. 1947, reprinted 1993; 0-8254-2340-6. Chapter XXVI ("God the Son: The Hypostatic Union"), pp. 382–384. (Google Books) 19 Aralık 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  4. ^ New Catholic Encyclopedia - Second Edition (İngilizce). Thomson and Gale. 2003. s. 264 Cilt 7 ISBN 0-7876-4011-5. 
  5. ^ idem. s. 264 Cilt 7.