Tartışma:Türkiye Komünist Partisi (1920)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Vikiproje Siyaset (C-sınıf, Az-önem)
VikiProje simgesiBu madde, Vikipedi'deki Siyaset maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje Siyaset kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
 Az  Bu madde Az-önemli olarak değerlendirilmiştir.
 
Vikiproje Türkiye (C-sınıf, Orta-önem)
VikiProje simgesiBu madde, Vikipedi'deki Türkiye maddelerini geliştirmek amacıyla oluşturulan Vikiproje Türkiye kapsamındadır. Eğer projeye katılmak isterseniz, bu sayfaya bağlı değişiklikler yapabilir veya katılabileceğiniz ve tartışabileceğiniz proje sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
 C  Bu madde C-sınıf olarak değerlendirilmiştir.
 Orta  Bu madde Orta-önemli olarak değerlendirilmiştir.
 
Main Page trophy Türkiye Komünist Partisi (1920), 9 Eylül 2013 tarihinde günün maddesi olarak Vikipedi anasayfasında yer aldı.

Tarihsel Mirasçılar[kaynağı değiştir]

Burada kişisel polemikler girmeden tarihsel mirasçısı olduğunu iddia eden tüm siyasi hareketler bu başlıkta maddeler halinde kısaca özetlenmeli. TBKP'nin kuruluşuyla "TKP 1920" maddesi sonlandırılmalı ve her hareket kendi sayfasında ayrıntılı tanıtılmalı.

  • Zaten TKP oldugunu idda eden butun olusumlar anlam ayrimi olarak ilk sayfada veriliyor. Ayrica tarihsel olarak SİP/TKP TİP'in devamcisidir, kendi wiki maddesinde de belirtiliyor. Yıllar once de bu tartismalar yasandigi icin baslik ikiye bolunmustu. Girdigin bu yazi ile butun bu tartisma surecini basa aliyorsun. Cezve 10:19, 6 Şubat 2012 (UTC)
  • Başlığın ikiye bölündüğü süreci hatırlıyorum ve zaten gereksiz bir polemiği sürdürmemek için bu durumu sağlıklı buluyorum. O yüzden bu maddeyi TBKP'nin kuruluşu ile bitirmek zorundayız. Lütfen kişisel yorumunu böyle tartışmaya sokma. Ortada kesintili bir tarih var ve bugün de bu tarihsel mirasın sürdürücüsü olduğunu "iddia eden" hareketler var. 2001'de kurulan TKP, Ürün, İşçinin Sesi ve diğerleri bu iddiayı taşıyan siyasi hareketler. O yüzden tarihsel mirasçılar başlığında maddeler halinde bu kısaca hareketleri tanıtmak ve başlığı burada bitirmek makul.Kameraliadam 6 Şubat 2012
  • Yorumlarimi kisisel olarak algilayan bence sensin. 2001'de kurulan (gecmisle bagi olmayan) bir partiyi tarihsel surece sokman bence daha kisisel bir davranis. Fakat SİP/TKP donusumunu yazmamiz lazim diyorsan katilirim. Dogru veya yanlis bu bir gercektir. Fakat bunu tarihsel devamlilik olarak gormemek gerekiyor. Cezve 11:37, 6 Şubat 2012 (UTC)
  • Burayı böyle bir tartışmanın mecrası haline getirmek çok saçma. TKP bu köken tartışmalarını aştığını söylüyor ve kuruluşu olarak 10 Eylül 1920'yi kabul ediyor. Başlık adı üstünde tarihsel miras. Tarihsel miras da mülkiyet hakkı gibi babadan oğula geçmiyor. Ve her şeyden önemlisi 10 yıldır aktif olarak bu isimle ve programla aktif olarak siyaset sahnesinde. Dediğim gibi ortada kesintili bir tarih var ve bu tarihsel sürecin farklı momentlerinde farklı siyasi hareketler bu geleneğin parçası olduğunu "iddia" ediyor. Vikipedi'nin yapması gereken bu iddiayı maddeleştirmek, nihai kararı ise yine tarih verecek. Kameraliadam 6 Şubat 2012
  • Wikipedia bir ansiklopedidir ve eldeki kaynaklara bakarak hareket eder. Dolayisiyla SİP/TKP'nin kendini nasil tanimladigindan cok tarihsel gercekler baglayicidir. Kendi tarihsel gecmisini farkli bir parti (TİP) ile baslatan bir konunun bu madde atinda olmasi anlamsiz. Maddede gecen tarihsel mirastan anlasilmasi gereken ilk kurulusundan likidasyona kadar gecen surecte TKP icersinde var olanlar ve su anki mevcut durumlaridir. Bu sekilde tarihsel surekliligini iddia eden ve elinde kaynak olan butun maddeler de buraya girebilir. Cezve 12:20, 6 Şubat 2012 (UTC)
  • Partinin programı ve temel metinleri yeterince bağlayıcı değil midir? Tek tek üyelerinin seceresini mi dökmesi gerekir? Parti tarihi http://partiokulu.tkp.org.tr/aday-uye/aday-uye-egitim-metni/parti-tarihi adresinde birinci elden ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Kişisel bir kanaatta bulunduğunuzu düşünüyorum ve konuyu vikipedi moderatörlerinin değerlendirmesine bırakıyorum. Kameraliadam 6 Şubat 2012
  • Karsinizdakinin dusunceleri sizin icin onemli olmayabilir veya size gore yanlis dusunuyor da olabilir. Ama bunu sacmalik olarak degerlendiremezsiniz. Cumlelerinizi lutfen biraz daha wiki tartismalarinin seviyesine uygun kurun. Bunun disinda bir olusumun ben artik ismimi degistirdim artik adim budur demesi onun tarihsel bir gecmise dahil edilecegi anlamina gelmez. Sizin verdiginiz sitede de tarihsel bir baglantinin olmadigi acik bir sekilde ifade edilmis; "1978’de dönemin Türkiye İşçi Partisi’nden bir iç mücadele sonucunda kopan ve daha sonra yayınladığı derginin adıyla anılan Sosyalist İktidar grubu..... Türkiye Komünist Partisi 11 Kasım 2001’de Ankara’da toplanan Sosyalist İktidar Partisi Olağanüstü Kongresinde, SİP’in adını TKP olarak değiştirmesiyle oluştu.": http://partiokulu.tkp.org.tr/aday-uye/aday-uye-egitim-metni/parti-tarihi Cezve 13:03, 6 Şubat 2012 (UTC)
  • Anlaşmadığımız nokta tarihsel bir bağlantı değil örgütsel bir bağlantı aramanız. TKP'nin tarihi ise 1920'den itibaren örgütsel kopukluklar üzerine kuruludur. Eğer başlığı örgütsel miras olarak değiştireceksek TKP(2001)'in böyle bir iddiası zaten bulunmuyor. Türkiye'de kabaca TİP-TSİP-TKP kategorize edebileceğimiz partili gelenek iç içedir ve birbirinden ayrılamaz. TİP'in kuruluşunda TKP'li aydınların etkisi yadsınamaz. Sanıldığının aksine Gelenek hareketinin TİP ile de çok sınırlı bir organik bağı vardır. Buradan bakarsak 1986 yılında yola çıkan Gelenek hareketi 80 öncesi herhangi bir politik hareketin organik sürdücüsü değildir zaten hiç bir zamanda böyle bir iddiada bulunmamıştır. Tüm partileşme süreçlerinde ise geleneksel partili solda yeniden harmanlanmayı savunmuştur. 2001 yılında yeniden kurulan TKP de böyle bir harmanlama ile tarihsel mirasın buluşmasının ürünüdür. Tartışma bu aşamaya geldiği için ek okumalar da önermek zorundayım:
  • http://partiokulu.tkp.org.tr/aday-uye/parti-2001
  • http://partiokulu.tkp.org.tr/aday-uye/tarihe_taniklik
  • http://partiokulu.tkp.org.tr/aday-uye/bir_perde_aciliyor Kameraliadam 6 Şubat 2012
  • Orgutsel olarak ustlendiginizi soylediginiz TKP, siz TİP ile yollarinizi ayirdiginizda da (1979) vardi. Eger orgutsel olarak boyle bir baglam hissediyor olsaydiniz SİP/Gelenek diye ayri bir olusuma gitmez TKP'ye katilmaniz gerekirdi diye dusunuyorum. Orgutsel ve tarihsel baglamda TKP ile bir baginizin olmadigini soyleyen aciklamalariniz da mevcut; "Kemal Okuyan: Biz bu partinin devamı gibi gözükmek istemiyoruz. Çünkü bu partinin tarihinin belli bölümlerinin Türkiye'deki sosyalist mücadelenin mirasını temsil edemeyeceğini düşünüyoruz. Türkiye'de komünist hareket daha zengin bir kanalda aktı." http://urundergisi.com/makaleler.php?ID=1812 Bu durumda TKP ismini kullanmanizi sadece bir isim benzerligi oldugunu ve gecmis ile baglantisinin olmadigini mi dusunmemiz gerekiyor? Cezve 14:28, 6 Şubat 2012 (UTC)
  • Birincisi 1992'de STP kuruluncaya kadar ortada bir partileşme hamlesi yok. Daha ziyade teorik olgunlaşma dönemi diyebileceğimiz bir dönem bu. Yine 1978 yılında TİP'in içerisinden kopan Sosyalist İktidar dergisinin de herhangi bir pratik iddiası bulunmuyor. 1978'deki Sosyalist İktidar dergisi ile 1986 yılında Gelenek dergisi arasında da yazar kadrosu açısından da bir süreklilik bulunmuyor. Ortada sadece geleneksel partili sol ile kurulan belirli temaslar var sadece. 1992'de ise STP kurulurken TKP likide olmuş durumda ve birlik tartışmaları tam da bu tarihsel mirasın reddine dayanarak "yeni sol" bir kulvarda ilerlemişti STP-SİP ise çıkardığı "Sosyalizm Programı" gelenesek sol mirasa sahip çıkarak en başından beri komünist parti iddiasını taşımış fakat bu iddayı öncü-çekirdek dar bir örgütle somutlamayı "tercih" etmiştir. Gelenek hareketinin bu konuda yazılı onca belgesi varken konuya başından beri dar bir grupçulukla yaklaşan bir hareketin kaynağını referans almak sadece polemik değeri taşır. Yukarı da linki verdiğim Eylül 2000 tarihli "Parti... Toplumsallaşmanın Neresindeyiz"[1] başlıklı yazı tam da SİP ile TKP arasındaki açı farkını ve köken tartışmalarını aşmış bir toplumsallaşmış bir komünist parti ihtiyacını somutluyor. Yine yukarıda verdiğim kaynaklardan biri olan SİP ve KP'nin TKP'ye katıldığı 11 Kasım 2001 tarihli olağanüstü kongrede Aydemir Güler'in konuşmasından uzun bir alıntı yapmak zorundayım:


"Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı

Aydemir GÜLER’in Kongre konuş­ması

Merhaba yoldaşlar hoşgeldiniz dostlar

Sevgili delege kardeşlerim az önce onay verdiğiniz karar bugünkü toplantımızın can alıcı konusudur. Ülkemizde komünist adıyla parti kurma yasağı az önce aldı­ğınız kararla kaldırılmıştır!

Yoldaşlar

Bizim hareketimiz yirmi yılı aşkın süredir kimseyi ne dostu ne düşmanı aldat­madı. Bizim hareketimiz elbette ülkemizin komünist partisini inşa etme sözünü de tuta­caktı. Bizim hareketimiz elbette egemen güçlerin ipe sapa gelmez yasaklarını aklıyla ve bileğiyle alt etmesini bilecekti.

Türkiye Komünist Partisi adını aldığımız bu Kongremizde varlıkları veya mesajla­rıyla gücümüze güç katan dostlarımızı kucaklıyoruz. 2000 yılının Temmuz ayından bugüne varlığını sürdüren Komünist Parti’de onurlu bir görev üstlenen KP kurucusu yoldaş ve dostlarımızı kucaklıyoruz. 1978’in Sosyalist İktidar’ından Ge­lenek’e Sosya­list Türkiye Partisi’nden Sosyalist İktidar Partisi’ne uzanan uzun mücadeleye eme­ğini yüreğini katmış bütün arkadaşlarımızı kucaklıyoruz.

Arkadaşlar

İlk olarak verdiğimiz sözü hatırlattım. Ülkemizde komünist adıyla parti kurmayı yasaklayan kanun maddesini bir buçuk yıla yakın zamandır hükümsüz kılan KP’nin açtığı kanalı artık hareketimizin bütün örgütsel gövdesiyle ve siyasal varlı­ğıyla dol­durması ve genişletmesinin saati gelmişti. Olağanüstü Kongrenin aldığı karar aslında bu anlamda daha önce aldığımız bir kararın uzantısı hayata geçirili­şidir. Yani bizi tanıyanlar için TKP adını almamız herhangi bir biçimde sürpriz de­ğildir.

İkinci olarak yoldaşlar Türkiye işçi sınıfına aydınlarına ve Marksist hareketi­mize yönelik bir hakaret olan yasak maddesini bu yolla kaldırmış olduğumuzu söyledim. Evet arkadaşlar inancımız odur ki bu yasak düzen kurumlarının ger­çekleştireceği yasal düzenlemeler ne olursa olsun bizim tarafımızdan fiilen kaldı­rılmıştır. TKP kapatılamayacaktır. TKP’nin kapatılamayacak olması bütünüyle ar­kamıza aldığımız birikimin kazanımı olacaktır.

Bu noktada tedirgin dostlarımız olabilir. Burjuva demokratik normların uzağında yönetilmeye alıştırılmış olan ülkemizde TKP’nin açık faaliyetinin engelleneceği bunun hareketimiz için erken bir darbe olabileceği düşünülebilir. Arkadaşlarım bugünkü TKP ansızın ortaya çıkmış olsaydı bu endişeye katılabilirdik. Ancak bu­günkü TKP SİP’in Olağanüstü Kongresinin ürünüdür ve bizim arkamızda dokuz yılı açık partiyle olmak üzere yirmi yılı aşkın bir mücadele birikimi vardır. Bu biri­kime dayanarak söylüyoruz ki adımızdan vazgeçebileceğimiz günler müstear adla çalış­mayı kabul edebileceğimiz günler geride kalmıştır.

Üçüncü nokta şu dostlarım: biz isim fetişisti değiliz. Biz şekilci değiliz. Ancak TKP adı bizim için şeklin çok ötesinde bir değerdir.

Yoldaşlar ülkemizin komünist hareketi bugünkü adımıyla bir şekil düzeltmesi­nin ötesinde meşruiyet ve kitleselleşme hedeflerine yönelik cesur bir hamle yap­makta­dır. Düzen siyasetinin çöktüğü günlerden geçiyoruz; liberalizm dolandırıcı­lık olarak anlaşılıyor. Milliyetçilik barbarlığın adı. Dincilik karanlığın. Sosyal de­mokrasi ikti­darsızlığın. Hepsi birden emek ve aydınlık düşmanlığının. Bu çöküşün karşısında komünizm bayrağını yükseltiyor. Çöken yağma düzeni savunularının karşısında komünizm geleceğe yönelik umudun kurtuluş çağrısının kardeşliğin eşitliğin öz­gürlüğün sesi olarak yükseliyor. Adımızı değiştirmemizin anlamı bu­dur.

Dördüncü olarak: Düzenin kilitlenme halinde olduğu günümüz Türkiye’sinde ko­münist hareket çoktandır itildiği savunma mevzilerinden çıkmak durumunda­dır. Solun yüzünü dönmesi gereken yön kitlelerle buluşmak geniş halk kitlelerine ön­derlik yeteneğini süratle geliştirmektir. İsim değişikliğimiz bu hamlenin simge­sidir.

Beşinci olarak: Bunun için solda fraksiyonculuk dönemi kapanmalıdır. Tür­kiye’de işçi sınıfı partisinin zamanı geçti diyen solcular olmuştur. Sınıf mücadele­sinin yerine toplumsal muhalefet hareketlerini geçirmeyi öneren yani işçi sınıfının bağımsızlığını küçük burjuva reformculuğuna feda edelim diyenler olmuştur. Bu eğilimin adını koyalım; bazı solcu arkadaşlarımız mücadelenin “komünist parti” biçimine ihtiyacı olmadığını savunmuşlardır. Başka arkadaşlarımız komünist par­tinin yerine ideoloji­siz kitle partisi fikrini yani kitle kuyrukçuluğunu koymayı önermiş ve denemişlerdir. Başkaları burjuva cumhuriyetçiliği ile altı okla işçi sı­nıfı siyasetini ikame etmeyi düşünebilmişlerdir. Hepsi iflas etmiştir. Bunların hepsi bugün sosyal-demokrasiden bağımsız bir işçi sınıfı kimliğinin çıkışsız olaca­ğında anlaşma halindedirler. Solda yakın zamanların bu fraksiyonculuk dönemi kapanmalıdır. Bugün solda farklı eği­limlere dağılmış komünistler bulunmaktadır. Sözü uzatmayacağım. Özetle komü­nistlerin yeri komünist partisidir. Türkiye Ko­münist Partisi yeni bir dönemin açılışını simgelemektedir.

Sevgili dostlar yoldaşlar

Türkiye’de komünist hareketimizin uzun bir tarihi var. Bu uzun tarihte başarıla­rın yanı sıra elbette hatalar ve acılar var. Ülke siyasetinde sol inisiyatifi kaybetti­ğinden bu yana hep bu hatalar ve acılar öne çıkartılmaktadır. Hatalarımızın mu­hasebesini yapmakla geçmişte çekilen acılardan dersler çıkartmakla sol tarihin hata ve acı dolu olduğunu kitlelere söyleyip durmak farklı şeylerdir. İlki sorumlu bir siyasal hareketin mutlaka yapması gerekendir. İkincisi solun üzerindeki ku­şatmanın bir boyutudur. Çok sık hataya düşülen ve çok sık acı çekilen hakkında bu kadar dedikodu yapılan bir safa katılmak için neden yoktur. Bu kuşatmayı gö­ğüslemek bu saldırıyı püskürt­mek için en iyi yol bugün ülkemizde tarihsel adı­mızla yani Türkiye Komünist Par­tisi adıyla mücadele vermekten geçmektedir. İşte buradayız. Eski kuşaklarımızın ya da bizlerin yaptığımız hataların muhasebesini tüm açıklığıyla dürüstçe yaparız. Biz buradayız. Halkımızın kurtuluşu için bura­dayız. İlkelerimizle siyasal aklımızla dev­rimci yüreğimizle buradayız. Biz yani komünizm hakkında bin bir rivayet anlatıla­cak bir bilinmeyen örgüt değildir. Biz insanlığın kurtuluşu için geleceğimiz için sözü olan bir siyasal partiyiz.

Yedinci olarak son dediğimle ilişkili bir noktanın altını çizeceğim. Arkadaşla­rım Sosyalist İktidar Partisi hareketi elbette solda farklı kaynaklardan bir tanesidir. Sos­yalist İktidar Partisi hareketi elbette yola soldaki ırmak kollarından biri olarak çık­mıştır. Ancak solun geçmişine ilişkin tasnifçilikten kaçınmayı da hep savun­muştur. Bugünkü yapılanmamızı bugünkü yolumuzu kendimizi geçmişin verile­rine hapse­derek tarif etmek kadar anlamsız ve yetersiz bir çaba olamaz. Türkiye komünist ha­reketinin eski TKP’nin eski TİP’in diğer devrimci hareketlerin yani Mustafa Suphi’nin Şefik Hüsnü’nün Hikmet Kıvılcımlı’nın Behice Boran’ın De­niz Gez­miş’in Mahir Çayan’ın emek verdiği bu çok değerli geçmişimizi parçalara ayırmayı reddediyoruz. Bu mücadele tarihini bir bütün olarak doğruları ve yan­lışlarıyla sa­hipleniyoruz. Bu anlamda Türkiye Komünist Partisi bu geçmişin her­hangi bir parça­sına indirgenemez. Bu mirastan devrimci bir gelecek üretmenin yolunun da buradan geçtiğine inanıyoruz. TKP’miz devrimci geçmişimizi gelece­ğimize taşımanın adı ve yolu olacaktır.

Kardeşlerim

Buradan bizimle aynı örgütsel çatıyı şu veya bu nedenle paylaşmayan komünist kardeşlerimize sesleniyorum. Komünistlerin yeri komünist partisidir.

Buradan Kürt kardeşlerimize sesleniyorum. Ezilenlerin kurtuluşu işçi sınıfının mücadelesinden geçer.

Buradan işçi sınıfına sesleniyorum. Ülkemizin üzerine bir karabasan çökmüşse işçi sınıfı siyasetten uzaklaştırıldığı içindir. TKP işçi sınıfının siyasete dönüşünün ilanı olmalıdır.

Buradan ülkemizin tüm onurlu insanlarına sesleniyorum. Komünizmin dışın­daki belli başlı siyasal akımların siciline artık vatan hainliği kalın kalın yazılmıştır. TKP ülkemizi yeniden sömürgeleştirmekte olan emperyalizme karşı yurtseverlik müca­delesinin adresi olarak ortaya çıkmaktadır.

Buradan dünya komünist hareketine sesleniyorum. Emperyalizmin azgınca at koşturduğu bu dünyada Türkiye’de komünistler ileriye doğru bir adım daha atmak­tadırlar. TKP bütün dünyada geleceğimizin aydınlık olduğunun müjdecisi­dir.

Buradan Türkiye egemen güçlerine sesleniyorum. Türkiye Komünist Partisi va­tana ihanet ve emeğe düşmanlık suçlarının takipçisi olacaktır. Şimdi Türkiye Ko­mü­nist Partimizle dün olduğumuzdan daha güçlü haykıralım: Yağma Yok Sosya­lizm Var!"

Kameraliadam 7 Şubat 2012

  • Senin de bahsettigin olguya vurgu yapmak istiyorum. Oncelikle son soruma cevap vermedigini de hatırlatmak isterim. Soruma cevap vermemeni ve kurduğun "SİP ile TKP arasındaki açı farkını ve köken tartışmalarını aşmış" cumlesini sorumda haklı oldugum anlamında mı düşünmemiz gerekir? Yukarıda belirttigin SİP'in TKP adini alma konuşmasında Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş'in 2001 SİP/TKP tarihine dahil edildiği belirtiliyor. Bilindiği gibi bu isimler hicbir zaman TKP adı altında siyaset yürütmemişlerdir. Yaptıklarına saygı gösterilebilir ama tarihsel ve ideolojik olarak farklı siyasetleri temsil ederler. Bahsettigin SİP ve TKP arasindaki açı farkını da siyaset geleneği olarak TKP ile mevcut SİP/TKP arasinda bir benzerlik olmadığının farklı bir kanıtı olduğunu düşünüyorum. Yani SİP/TKP ile tarihsel TKP arasindaki tek benzerligi isimleri olarak dusunmeliyiz. Cezve 08:14, 7 Şubat 2012 (UTC)
  • Ben tartışmayı daha fazla sürdürmenin ilerletici olduğunu düşünmüyorum. TKP'nin dün yaptığı açıklamanın burada yürüttüğümüz tartışmayı da bağlayıcı bir içerikte olduğunu düşünüyorum.:

“1920'den gelen TKP geleneği 1990'larda bir dizi ihanet ve yenilginin sonucunda tarihsel isminden yoksun kaldı. 2001'de bu ismi burjuva legalitesinin engellerine ve Gorbaçovcu-liberal likidasyonun yıpratıcı etkisine rağmen siyasal mücadeleye yeniden kazandırmak, isim hırsızlığı değil, onurlu bir görevin yerine getirilmesidir. Mustafa Suphi'lerden başlayarak bütün değerlerimize sahip çıkmak kimsenin tekelinde olamayacağı gibi, bir geleneği sahiplenmenin en güçlü pratik kanıtı, geleneği yaşatmak ve adını geri kazanmak olabilirdi. Partimiz bu kazanımı elde etmeden önce, TKP adının siyaset alanına çıkamadığı yaklaşık on yıl geçmiştir. Bu adımı doğal olarak Türkiye komünist hareketinin o momentteki, 2001'deki en güçlü kolu atmıştır. Fırsatçılık olsun diye değil, bu sorumluluk bize düştüğü için...

Bir ülkenin komünist partisi kimsenin, herhangi bir kadro öbeğinin veya bir yöneticiler topluluğunun malı değildir. Partimiz de bu dürüstlükle davranmış ve partili gelenekten başlayarak sosyalizm mücadelesini sürdüren herkesi, her zaman ve kimi uğraklarda özellikle altını çizerek parti çatısına davet etmiştir.

Partimiz bu davete olumlu yanıt veren yüzlerce eski TKP'li üyesiyle, solun diğer geleneklerinden yetişmiş deneyimli yoldaşlarıyla, siyasal mücadeleye bu çatı altında atılmış insanlarıyla ve bugünkü TKP'de en geniş kesimi oluşturan genç kuşak komünistlerle gurur duymaktadır.

Komünizm davasını sahiplenenlerin yeri ülkenin komünist partisinin saflarıdır. Amaç Türkiye'de komünizmi güçlendirmekse, TKP'ye çelme takmaya çalışmak bunun en aykırı yoludur.” [2] Kameraliadam 8 Şubat 2012

  • Ben de sana katılıyorum. tkp.org.tr sitesinde yayınlanan yazı SİP/TKP ile TKP arasında bir bağlantının olmadığının başka bir kanıtı oldu. Cezve 07:06, 8 Şubat 2012 (UTC)